Ekonomi yönetimi yine bir teşvik paketiyle çıktı karşımıza. Kağıt üzerinde her şey pırıl pırıl: İhracatçıya vergi indirimi, yabancı yatırımcıya cazip avantajlar… İlk bakışta “ne güzel” dedirtiyor ama mesele tam da burada düğümleniyor. Bu teşvikler gerçekten yangını söndürmek için mi, yoksa dumanı saklamak için mi?
Bugün Türkiye’de ihracatçının uykusunu kaçıran şey vergi dilimleri değil; maliyet ile kur arasındaki o amansız dengesizlik. Gelin, bir hesap yapalım. Yılbaşında bir ihracatçımız yurtdışına 1 eurodan mal satmak için el sıkışıyor. O günkü maliyeti 0,50 euro. Arada %50 brüt marj var gibi görünüyor; işçilik, enerji, finansman derken cebine %20 kâr kalacağını umuyor.