Connect with us

GÜNDEM

Borsada Asıl Vurgunu Sordular, O Gün Araştırma Reddedildi, Bugün Sorular Büyüdü! Üzeri Kapatılmaya Çalışılıyor

Borsada Asıl Vurgunu Sordular, O Gün Araştırma Reddedildi, Bugün Sorular Büyüdü! Üzeri Kapatılmaya Çalışılıyor
Yayınlanma:

Aylar önce sorduk.

Hatta yıllar önce Mecliste soruldu.

25 Haziran 2024’te Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, “bazı kamu görevlilerinin borsa manipülasyonu yaptıkları” iddiasını iki ayrı soru önergesiyle TBMM’ye taşıdı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yöneltilen önerge cevaplanmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Sonra 2025 geldi.

Sermaye piyasalarındaki manipülasyon iddialarının, yatırım fonlarının ve denetim süreçlerinin Meclis tarafından araştırılması istendi.

İYİ Parti önerdi.

Yeni Yol destekledi.

DEM Parti araştırma komisyonu istedi.

CHP de araştırılması gerektiğini söyledi.

AK Parti adına kürsüye çıkan Ertuğrul Kocacık ise mevcut denetim, ceza ve soruşturma mekanizmalarını anlattı.

Sonunda Meclis tutanağına dört kelime geçti:

“Öneri kabul edilmemiştir.” Türkiye Büyük Millet Meclisi

Bugün tarih 1 Ekim 2026.

Ve artık karşımızda yalnızca birkaç sosyal medya iddiası yok.

SPK’nın resmî açıklamasına göre 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye ediliyor.

Bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. https://spk.gov.tr

Dahası var.

Soruşturma da tek bir isimle sınırlı değil.

30 Eylül itibarıyla Reuters’ın aktardığı resmî bilgilere göre dosyalardaki şüpheli sayısı 217’ye ulaştı; 56 kişi tutuklu, 88 kişi adli kontrol altında. İncelemeler 26 hissedeki işlemler ve şüpheli para transferleri üzerinde yoğunlaşıyor. Reuters

Ve bugün SPK başka bir açıklama yaptı.

Tasfiye kararından önce fon satışlarından “fahiş kazanç” elde eden ve kazancını geri vermek isteyen kişiler için “İsteğe Bağlı İade Hesapları” açıldı.

Sadece fonlar için değil.

Borsada yapılan hisse işlemlerinden elde edilen fahiş kârların geri ödenebilmesi için ayrıca bir “Genel Hisse İade Hesabı” oluşturuldu. https://spk.gov.tr

O hâlde artık soru sormanın zamanı değil mi?


Muhalefet bugün Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi üzerinden çok ciddi iddialar ortaya koyuyor.

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Kaya ve eşinin Özata Denizcilik hisselerine yaklaşık 163 milyon lira yatırıp yaklaşık 2,17 milyar liralık satış gerçekleştirdiğini ileri sürdü. Kaya, iddiaların açıklığa kavuşturulması amacıyla parti görevlerinden ayrıldığını duyurdu. Bu işlemlere ilişkin hukuki süreç devam ediyor; iddialar hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor. Reuters

Özgür Özel de bugün yayımladığı videoda soruşturmanın kapsamının genişletilmesi çağrısı yaptı ve “Para neredeyse hesap oradadır” dedi. Özel ayrıca fonların yükseliş sürecini, daha önce yapılan uyarıları ve Kaya hakkındaki iddiaları birlikte gündeme getirdi. T24

Bu sorular sorulmalı.

Ama yalnız bunlar değil.

Çünkü 455 bin 758 kişinin bulunduğu, 131 fonu kapsayan ve yüzlerce şüphelinin incelendiği bir dosyayı bir eski bakan ve eşinin işlemlerine indirgemek, geriye kalan büyük resmi açıklamaz.

Asıl mesele tam burada başlıyor.


Fatma Betül Sayan Kaya’nın işlemleri araştırılıyorsa araştırılsın.

Eşinin işlemleri araştırılıyorsa araştırılsın.

Ama aynı standart herkes için uygulanacak mı?

Son birkaç yıl içinde olağan dışı büyüklükte sermaye piyasası kazancı elde eden başka milletvekilleri var mı?

Bakanlar var mı?

Eski bakanlar var mı?

Üst düzey bürokratlar var mı?

SPK’da, Borsa İstanbul’da veya sermaye piyasalarını denetleyen başka kamu kurumlarında görev yapan kişiler var mı?

Ve ancak somut bir mali bağlantı bulunduğunda, bunların eşleri, çocukları, şirket ortakları veya ekonomik ilişki içinde oldukları kişiler üzerinden yapılan işlemler var mı?

Akrabalık suç değildir.

Borsadan para kazanmak da suç değildir.

Fakat kamuya açıklanmamış bilgiye erişim, para transferi, ortak hesap, şirket bağlantısı veya başka somut bir mali ilişki varsa bunun incelenmesi gerekir.

Çünkü mesele soyadı değil.

Para izi.


Bir soru daha.

SPK’da hangi personel hangi şirket dosyalarını görüntüledi?

Hangi fonlara ilişkin hangi raporlar hazırlandı?

Bu raporlar ne zaman hazırlandı?

Kimlerin önüne gitti?

Hangi yöneticiler bunları gördü?

Bu bilgiler henüz kamuya açıklanmadan önce olağan dışı işlem yapan hesaplar oldu mu?

Olduysa bu hesapların sahipleriyle kamu görevlileri arasında telefon, şirket, ortaklık veya para transferi bağlantısı tespit edildi mi?

Elbette iletişim kayıtları ancak hukuk çerçevesinde ve yetkili makamların kararıyla incelenebilir.

Ama soru ortada:

İçeriden bilgi dışarı çıktı mı?

Çıktıysa kim çıkardı?

Kim aldı?

Kim kullandı?


Bir başka mesele daha var.

Kara para.

Büyük bir kazanç elde edilmiş olması tek başına para aklandığını göstermez.

Bunu özellikle ayıralım.

Fakat soruşturmalarda şüpheli para transferleri tespit ediliyorsa, o zaman MASAK kayıtları üzerinden paranın kaynağına kadar gidilmesi gerekir.

İlk para nereden geldi?

Hangi banka hesabından çıktı?

Fon veya hisse satışından sonra nereye gitti?

Şirketlere mi aktarıldı?

Başka kişilerin hesaplarından mı dolaştırıldı?

Gerçek faydalanıcı kimdi?

Kaynağı açıklanamayan servet artışları var mı?

Varsa bunun sermaye piyasasındaki işlemlerle bağlantısı nedir?


Bir de zamanlama meselesi var.

Kimler krizden hemen önce sattı?

Kimler büyük yükselişlerden hemen önce aldı?

Aynı isimler birden fazla hissede tekrar tekrar doğru zamanda işlem yaptı mı?

Aynı IP’lerden, aynı aracı kurumlardan veya birbirleriyle bağlantılı hesaplardan eş zamanlı işlemler gerçekleştirildi mi?

Fon yöneticileriyle hisse alan kişiler arasında doğrudan ya da dolaylı ilişki var mıydı?

Hangi şirketlerin gerçek faydalanıcıları aynı kişilerde kesişiyor?

Fon yöneticileriyle şirket yöneticileri arasında ticari bağlar var mı?

Siyasetçilerle bu şirketler arasında ortaklık, borç, alacak veya başka bir mali ilişki bulunuyor mu?

İşte araştırılması gereken ağ budur.


Ve şimdi dönelim 2 Aralık 2025’e.

Çünkü o günü unutamayız.

Meclisin önüne bir araştırma önerisi geldi.

Manipülasyon araştırılsın denildi.

Fonlar araştırılsın denildi.

Denetimde gecikme varsa ortaya çıkarılsın denildi.

Yatırımcının nasıl korunacağı araştırılsın denildi.

Öneri kabul edilmedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Burada önemli bir ayrıntı var.

TBMM tutanağında bu oylamanın milletvekili milletvekili isim dökümü yayımlanmış değil.

Bu nedenle bugün belge olmadan herhangi bir milletvekiline:

“Sen ret oyu verdin.”

demek doğru olmaz.

Ama Meclisin verdiği karar ortada.

Ve o gün yapılan konuşmalar da ortada.

Şimdi yapılması gereken, varsa ayrıntılı elektronik oylama kayıtlarının açıklanmasıdır.

Kim kabul etti?

Kim karşı çıktı?

Kim katılmadı?

Ve daha önemlisi…

Neden?


Çünkü bugün bildiklerimizi 2 Aralık 2025’te bilmiyorduk.

Ama devletin bazı kurumları ne biliyordu?

İşte asıl soru bu.

O tarihte SPK’nın elinde hangi raporlar vardı?

Hazine ve Maliye Bakanlığının önünde hangi bilgiler bulunuyordu?

MASAK’a ulaşmış şüpheli işlem bildirimleri var mıydı?

Savcılıklara gönderilmiş dosyalar var mıydı?

Meclisteki milletvekillerine bunlardan herhangi biri anlatıldı mı?

Anlatılmadıysa neden?

Araştırmaya karşı çıkan siyasetçilerin karar verirken ellerinde hangi bilgiler vardı?

Bugün soruşturulan kişi, şirket veya fonlarla o tarihte herhangi bir milletvekilinin somut mali ilişkisi bulunuyor muydu?

Varsa açıklanmalı.

Yoksa o da açıklanmalı.

Çünkü bir araştırma önergesine karşı çıkmak suç değildir.

Ama ileride araştırmaya karşı çıkan bir kişinin, araştırılması istenen yapıdan ekonomik çıkar sağladığına ilişkin somut delil ortaya çıkarsa mesele artık siyasi tercih olmaktan çıkar.

O zaman şu soru kaçınılmaz olur:

O gün ne biliyordunuz?


Ve sadece muhalefetin işaret ettiği isimlere bakmak da yetmez.

Soruşturmanın terazisi parti rozeti tanımamalı.

AK Partiliyse araştır.

Yeni Partiliyse araştır.

CHP’liyse araştır.

MHP’liyse araştır.

DEM Partiliyse araştır.

İYİ Partiliyse araştır.

Bakan ise araştır.

Milletvekili ise araştır.

Bürokratsa araştır.

Ama isimleri söylentiden değil, somut finansal kayıttan çıkar.

Çünkü başka türlü yapılan şey soruşturma değil, siyasi hesaplaşma olur.


Bugün 455 bin 758 yatırımcı bu fonların içinde.

Devlet artık “fahiş kazancı geri vermek isteyenler” için hesap bile açmış durumda. https://spk.gov.tr

Öyleyse kamuoyunun bilmeye hakkı olan daha temel bir soru var:

Kim ne kadar kazandı?

Ardından:

Bu kazancı hangi parayla elde etti?

Hangi bilgiye dayanarak işlem yaptı?

O bilgi kamuya açık mıydı?

Kamuya açık değilse kimden aldı?

Kimler aynı anda hareket etti?

Kimler krizden önce çıktı?

Kimler servetine olağan dışı servet kattı?

Kimler denetlemekle görevliyken sustu?

Ve 2025 yılında Meclise araştırma fırsatı geldiğinde:

Kim ne biliyordu?

Bugün cevap bekleyen asıl sorular bunlar.

Bir kişinin adını bulup dosyayı kapatmak kolaydır.

Zor olan bütün para zincirini son halkasına kadar takip etmektir.

455 bin 758 yatırımcının hakkı da budur.

Kamuoyunun hakkı da.

Çünkü bu dosyanın sonunda ihtiyaç duyulan şey siyasi bir sonuç değil.

Eksiksiz bir hesap dökümüdür.

Yazar: Elçin Kara

Continue Reading
Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

Yanıtı iptal et