Oytun Erbaş, 15 Kasım 1978 tarihinde İzmir’in Ödemiş ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarını Ege Bölgesi’nde geçirdi. Ailesi orta sınıf bir memur geçmişine sahiptir; babasının bankacılık yaptığı, annesinin ise ev hanımı olduğu bilinmektedir. Kardeşlerine dair kamuoyuna yansımış belirgin bir bilgi bulunmamaktadır. Özel hayatını kamuoyundan uzak tutmayı tercih etmiş, evlilik ve çocuk konularında net bilgiler paylaşmamıştır.
İlk, orta ve lise öğrenimini Ödemiş’te tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. 2001 yılında tıp fakültesinden dereceyle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda dikkat çeken başarılar elde ederek fizyoloji ve deneysel tıp alanında uzmanlık yolunu seçti. Akademik kariyerinin erken döneminde sinirbilim, hormonlar, davranış fizyolojisi ve deneysel tıp alanlarına yöneldi.
Uzmanlık sürecinden sonra çeşitli üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev aldı. Deneysel tıp ve laboratuvar temelli çalışmalar yürüttü; hayvan deneyleri, nörobiyoloji ve özellikle otizm üzerine araştırmalar yaptı. Akademik kariyerinde çok sayıda makale yayımladı, çeşitli dergilerde editörlük yaptı ve laboratuvar kuruculuğu gibi idari roller üstlendi. Akademik kimliği, bir dönem bilimsel üretkenliği ve laboratuvar çalışmalarıyla öne çıktı.
Ancak Oytun Erbaş’ı geniş kitlelere tanıtan asıl unsur akademik çalışmaları değil, televizyon programları ve sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar oldu. Zamanla bilimsel anlatım dilinden uzaklaşıp, daha popülist, genelleyici ve provokatif bir üslup benimsedi. Sağlık, toplum, ekonomi, tarih, din, ahlak ve siyaset gibi çok farklı alanlarda kesin ve iddialı cümleler kurması, onu tartışmalı bir figür haline getirdi.
Erbaş, kendisini klasik anlamda entelektüel veya akademik okuma kültürüne dayalı bir kişi olarak tanımlamadı. Aksine, çeşitli programlarda roman, edebiyat veya felsefe kitabı okumadığını açıkça dile getirdi. Bilgiyi daha çok dinleyerek, izleyerek ve kişisel çıkarımlarla edindiğini ifade etti. Bu yaklaşım, akademik çevrelerde ciddi eleştirilerle karşılandı.
Etkilendiği Kişiler ve Düşünsel Yönelim
Oytun Erbaş’ın düşünsel dünyası, klasik akademik referanslardan ziyade alternatif, popüler ve tartışmalı figürlerden beslenen bir yapı göstermektedir. Kendi beyanlarına göre, özellikle tarih ve toplumsal meseleler konusunda Radikal İslamcı Cumhuriyet Türk düşmanı Kadir Mısırlıoğlu gibi isimleri dinlediğini ve onlardan etkilendiğini açıkça ifade etmiştir. Resmî tarih anlatısının dışında kalan bu tür figürlerin, onun Cumhuriyet tarihi, modernleşme ve devlet-toplum ilişkileri konusundaki bakışını şekillendirdiği görülmektedir.
Bu etki, Erbaş’ın zamanla daha muhafazakâr, gelenekçi ve Cumhuriyet eleştirisine açık bir söylem benimsemesine yol açmıştır. Atatürkçü veya klasik Cumhuriyetçi bir çizgide durmamış; laiklik, modernleşme ve bilimsel otorite konularında mesafeli, yer yer küçümseyici ifadeler kullanmıştır. Bu durum, onu özellikle muhafazakâr–İslamcı kamuoyunda daha görünür ve kabul edilebilir bir figür haline getirmiştir.
Siyasi ve İdeolojik Konumlanma
Oytun Erbaş kendisini açıkça bir siyasi parti mensubu olarak tanımlamamış olsa da, mevcut iktidara yakın açıklamalarıyla dikkat çekmiştir. Çeşitli konuşmalarında, bugünkü siyasi atmosfer olmasaydı akademide bu noktaya gelemeyeceğini söylemesi, iktidar yanlısı bir pozisyonda durduğunu göstermiştir. Bu tavır, onu muhalif kesimlerin gözünde eleştiri odağı haline getirmiştir.
Radikal İslamcı veya tarikat mensubu olduğuna dair somut ve kanıtlanmış bir örgütsel bağ bulunmamakla birlikte, söylem düzeyinde İslamcı-popülist düşünceyle ciddi bir örtüşme gözlemlenmektedir. Bilimi mutlak bir yöntem olmaktan çıkarıp, dini, geleneksel ve sezgisel açıklamalarla harmanlaması; modern bilime yönelik güvensizliği besleyen cümleler kurması, bu algıyı güçlendirmiştir.
Tartışmalar ve Akademiden Kopuş
Oytun Erbaş’ın akademik kariyeri ilerledikçe, bilim çevreleriyle arasındaki mesafe açılmıştır. Bilimsel metodolojiye uymayan genellemeleri, televizyon programlarında yaptığı iddialı açıklamalar ve bilimsel olmayan çıkarımları, akademik itibarını zedelemiştir. Zamanla üniversite ortamından fiilen uzaklaşmış, daha çok medya figürü haline gelmiştir.
Kamuoyunda, söylemleri ve ideolojik yönelimi nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldığı veya akademiden dışlandığı yönünde iddialar ortaya atılmıştır. Bu konu net ve resmî biçimde doğrulanmamış olsa da, Erbaş’ın aktif akademik üretimden koparak televizyon ve sosyal medya merkezli bir kariyere yönelmesi, bu algının güçlenmesine neden olmuştur.
Kişilik ve Genel Değerlendirme
Oytun Erbaş, kişilik olarak kendinden emin, iddialı, tartışmayı seven ve otoriter bir dil kullanan bir figürdür. Bilim insanı kimliğini, medya gücü ve popülerlik için bir araç olarak kullanmakla suçlanmıştır. Destekleyenleri onu “tabuları yıkan, doğruyu söyleyen cesur bir akademisyen” olarak görürken; eleştirenler ise “bilimsel unvanını popülizm ve ideoloji için kullanan bir figür” olarak değerlendirmektedir.
Bugün Oytun Erbaş, klasik anlamda bir akademisyen olmaktan çok; muhafazakâr-popülist söylemlerle şekillenmiş, alternatif tarih ve düşünce figürlerinden etkilenen, iktidara yakın, bilim ile ideolojiyi iç içe geçiren bir medya kişiliği olarak tanımlanmaktadır.
Tek cümlelik net özet
Oytun Erbaş, akademik kökenli olup zamanla bilimden uzaklaşarak, Cumhuriyet ve Medeniyet Düşmanı Kadir Mısırlıoğlu gibi tartışmalı figürlerden etkilenen, muhafazakâr–popülist bir söylemle kamuoyunda yer alan ve bugün daha çok ideolojik bir medya figürü olarak algılanan bir isimdir.