Connect with us

GÜNDEM

Serkan Yıldız’dan Elif Kumal dosyası çıkışı: Araç kameralara takılmadıysa o

Yıldız, olayın duygu boyutundan çok “veri setindeki anomaliye” odaklandığını belirterek, en kritik kırılma noktası olarak “aracın hiçbir kameraya/plaka tanımaya takılmaması” iddiasını işaret etti.

DOSYANIN ‘KIRILMA ANI’: 1.5 TONLUK ARAÇ KAMERADAN NASIL KAYBOLUR?

Serkan Yıldız’ın paylaşımında, şüpheli anlatımındaki “tartıştık, araca bindi gitti” senaryosunun, bölgedeki dijital izler ve fizik kuralları açısından ikna edici olmadığı yönünde oldu. Yıldız’a göre, 1,5 tonluk bir aracın Erdek–Bandırma hattında MOBESE/PTS kayıtlarına hiç düşmeden kaybolması “olağan” değil; tersine, kamerasız ‘kör nokta’ güzergâhlarının bilinçli biçimde kullanıldığı ihtimalini güçlendiriyor.

‘KAPILAR SIKIŞTI’ REPLİĞİ: KRİZ ANINDA İNSAN BÖYLE TELEFON EDER Mİ?

Yıldız, şüphelinin “Elif aradı, kapılar sıkıştı çıkamıyorum dedi” şeklindeki anlatımını “kurgu repliği” olarak nitelendirerek, suya düşme gibi akut stres anlarında bir kişinin bu şekilde “durum raporu” vermesinin hayatın olağan akışıyla uyuşmadığını savundu.

Paylaşımda ayrıca, olayın gece yaşandığı; şüphelinin jandarmayı ertesi gün 12.09’da aradığı iddiası üzerinden “8 saatlik karanlık boşluk” vurgusu yapıldı. Yıldız’a göre bu süre, “kurgu kurma/temizlik” ihtimalini akla getiren kritik bir zaman aralığı.

SİLAH SESİ İDDİASI VE ADLİ TIP VURGUSU

Serkan Yıldız analizinde bölgede “silah sesi duyulduğu” iddiası da yer aldı. Şüphelinin sosyal medya paylaşımlarında tüfek bulunduğu ve “eksik fişek” ayrıntısının konuşulduğu öne sürülerek, dosyanın sadece “trafik kazası” çerçevesinde değil, ateşli silah ihtimali bakımından da değerlendirilmesi gerektiği savunuldu. Yıldız, bu noktada Adli Tıp raporunun belirleyici olacağını vurguladı.

“Tırnak izi” ve üçüncü kişi beyanı iddiası Paylaşımda, şüphelinin gözaltına alındığında yüzünde tırnak izleri olduğu iddiası “savunma yarası” değerlendirmesiyle anıldı; tırnak altı DNA örneklerinin kritik olabileceği belirtildi. Ayrıca olay yerinde bulunduğu ifade edilen üçüncü kişinin “Enis darp etti” dediği iddiası da, “konuştuk gitti” anlatımını zayıflatan bir unsur olarak öne çıkarıldı.

SORUŞTURMA SÜRÜYOR

Dosyaya ilişkin iddiaların önemli bölümü kamuoyuna sosyal medya üzerinden yansırken, süreçte PTS/MOBESE kayıtları, baz istasyonu verileri, olay yeri incelemesi ve Adli Tıp raporu temel belirleyiciler olacak. Kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerlidir.

Dosyaya ilişkin iddiaların önemli bölümü kamuoyuna sosyal medya üzerinden yansırken, süreçte resmî doğrulama ve Adli Tıp raporu temel belirleyiciler olacak. Kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadıkça masumiyet karinesi geçerli.

Güvenlik Uzmanı ve Analist Serkan Yıldız’ın analizi şu şekilde:

‘’Herkes Elif Kumal’ın gölde bulunan cansız bedenine üzülüyor. Haklılar. Ama benim baktığım yer duygu değil, veri setindeki o devasa “anomali”. Buna istihbarat dilinde “Siyah Kuğu” denmez, basbayağı “kurgu hatası” denir. Ortada bir “tartıştık, bastı gitti” hikayesi var ama fizik kuralları ve dijital ayak izleri buna kahkahalarla gülüyor.

Kapıdağ’da yaşanan şey, basit bir kaza değil; her sahnesi önceden düşünülmüş, ancak uygularken panikle “açık verilmiş” bir operasyonel süreçtir. Peki, bu “kusursuz cinayet” illüzyonu nerede çöküyor? İlk durağımız: Buharlaşan bir araba. Bir araç düşünün: 1.5 ton çelik, 4 tekerlek. Şüpheli Enis G., Elif’in gece tartışıp bu araçla gittiğini iddia ediyor. Ama Elif’in ağabeyi İbrahim Kumal, sistemin açığını yakalıyor: “Araba hiçbir kameraya takılmadı.” Erdek ve Bandırma, MOBESE ve Plaka Tanıma Sistemleri (PTS) ile örülüdür. Bir araba kuş olup uçamaz.

Eğer o araç kameralara yansımıyorsa, o gece “medeni dünyaya” hiç dönmemiştir. Veri yalan söylemez. Bu, aracın o gece kamp alanından, kameraların olmadığı “kör noktalar” kullanılarak, bilinçli bir iradeyle göle sürüldüğünü gösterir. Peki, karanlıkta bu “kör noktaları” kim bulabilir? İşte burada profil analizi devreye giriyor. Ağabeyin şu tespiti davanın kilit taşıdır: “Bu şahıs bölgedeki alternatif bütün yolları bilen biri.” Karşımızda panikleyen bir aşık yok; coğrafyayı avucunun içi gibi bilen, hangi patikanın kameraya yakalanmadığını hesaplayan bir “yerel rehber” zekası var.

Siz olsanız, panik anında “hangi yolda kamera yok” diye düşünebilir misiniz? Hayır. Bu soğukkanlılık, eylemin planlı olduğunu haykırır. Şüpheli, aracı kameralardan kaçırarak göle ulaştırdı, böylece “gitti ve kaza yaptı” senaryosunun setini kurdu. Ancak unuttuğu bir şey vardı: İnsan psikolojisi, kurgulanan senaryolara her zaman uymaz. En büyük “senaryo hatası” ise o meşhur telefon görüşmesiydi. Şüpheli diyor ki: “Elif beni aradı, kapılar sıkıştı çıkamıyorum dedi.” Duralım. Bir araç suya uçuyor, basınçla su içeri doluyor. Ölüm korkusu (akut stres) anında limbik sistem devreye girer: “Savaş ya da kaç.” İnsan o an camı kırar, kapıyı tekmeler. Telefonu bulup, kilidi açıp, rehberden sevgiliyi arayıp, sakin bir durum raporu (“kapı sıkıştı”) vermez. Bu cümle, Elif’in değil; Enis’in zihninde, aracın neden gölde bulunacağına dair önceden yazılmış bir “tiyatro repliği”dir. Diyelim ki aradı; bu telefonu alan adam neden 112’yi arayıp dünyayı ayağa kaldırmaz da ertesi güne kadar susar? İşte bu sessizlik, suçun itirafıdır. Zaman çizelgesine bakalım. Olay gece oluyor, Enis G. jandarmayı ertesi gün 12.09’da arıyor. Arada İbrahim Kumal’ın işaret ettiği 8 saatlik devasa bir “karanlık boşluk” var. “Sevgilim göle uçtu” diyen biri 8 saat bekler mi? Bu süre, istihbarat mantığında “temizlik ve kurgu” zamanıdır.

Delillerin karartılması, aracın suya itilmesi, yürüyerek geri dönülmesi ve “nerede bu kız” hikayesinin oturtulması için harcanan mesai… Ancak doğa sessiz değildir. O gece o sessizliği bozan, sadece bir araba motoru değildi. Bölgedeki tanıklar, “kaza” tezini yerle bir eden o sesi duydular: Silah sesleri. Bir ayrılık tartışmasında tüfeğin işi ne? Bölgedeki gençler silah sesleri duyuyor. Şüphelinin sosyal medyasında tüfek var ve fişekler eksik. Bu detay, dosyanın rengini “trafik kazası”ndan “ateşli silahla müdahaleye” çevirir.

Eksik fişekler nereye sıkıldı? Elif korkutulmak mı istendi, yoksa vuruldu mu? Eğer otopsi raporunda, suda bozulmaya rağmen bir kurşun veya saçma izi çıkarsa, ya da ciğerlerinde su bulunmazsa (yani suya atıldığında zaten ölüydü), Enis’in tüm “kaza” savunması çöker. Şiddet sadece silahta değildi; şüphelinin yüzü de o gece yaşanan boğuşmayı “biyolojik bir tutanak” gibi kaydetmişti. Enis G. gözaltına alındığında yüzünde tırnak izleri olduğu iddia edildi. Adli tıpta buna “savunma yaraları” denir. Bir kadın, sadece “sözlü” tartıştığı bir erkeğin yüzünü tırmalamaz. Bu izler, Elif’in hayatta kalmak için verdiği son mücadelenin haritasıdır. Tırnaklarının altında şüphelinin DNA’sı varsa, bu boğuşmanın en büyük kanıtıdır. Ayrıca olay yerindeki 3. kişinin “Enis darp etti” şeklindeki ifadesi, “konuştuk gitti” yalanını tamamen çürütüyor. Demek ki Elif gitmedi; ya kaçmaya çalışırken durduruldu ya da o araca zorla bindirildi. Peki, şüpheli neden ekipleri ısrarla göle yönlendirdi? Suçlu psikolojisinde ilginç bir paradoks vardır: Yakalanmaktan korkarlar ama belirsizliğe de dayanamazlar. Enis G., arama ekiplerini sürekli “gölet çevresine” yönlendirdi. Sanki filmin sonunu biliyor gibiydi. Bu, “yardımseverlik” değil; kendi yazdığı senaryonun final sahnesinin bir an önce oynanmasını istemektir.Ceset bulunsun ki, dosya “kaza” denilip kapansın.

Ama hesaplamadığı şey, Elif’in ailesinin ve teknolojinin bu kadar detaycı olacağıydı. Issızlıkta işlenen suçların en büyük düşmanı, “rutin dışı” verilerdir. Sonuç olarak; Bu vaka, modern zamanlarda “kaza süsü” verilmiş kadın cinayetlerinin prototipidir. Issızlık, alkol, silah ve “bölgeyi bilen” bir zeka… Hepsi birleşip Elif’i yuttu. Ama ağabey İbrahim’in dediği gibi; “Araba kameralara yakalanmadıysa, o araba o yoldan gitmemiştir.” Bu kadar basit. Şüpheli şu an serbest olabilir ama Adli Tıp raporu o 8 saatlik karanlığı aydınlattığında, “kapılar sıkıştı” yalanı, adaletin kapılarını üzerine kilitleyen gerçek anahtar olacak. “

Continue Reading
Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir